|
IF ANYONE CAN HELP WITH TRANSLATION TESEKUR KARDESLAR
Son Hazar Türkleri mucize bekliyor
"Yok olmamak için bir mucize bekliyoruz!.." Bu söz, Türk tarihinde Museviliği kabul etmiş ilk ve tek imparatorluk olan Hazar İmparatorluğunun son várisleri Karay Türklerinden 47 yaşındaki İlya Avramoğluna ait.
Burak Artuner in haberi İlya Avramoğlu, dünyadaki tüm sayıları 2 bine, Türkiyede ise sadece 50ye düşen Karay Türklerinin İstanbulda yaşayan bir üyesi. Sayıları her geçen gün azalan ve Museviliğin "Karai" mezhebine bağlı olan Karay Türklerinin son üyeleriyle Hasköyde "Kenesa" dedikleri tarihi ibadethanelerinde görüştük. MUSEVİ Karay Türklerinin en büyük korkusu, tarih sayfalarından bir daha dönmemek üzere çekilip gitmek. Bunda en büyük etken ise inançlarına göre "başka din ve mezhepten biriyle evlenilemeyeceği" kuralı. Ancak bu kural, günümüzde artık uygulanamıyor. İlya Avramoğlu, Beyoğlu İstiklál Caddesinde bir iç giyim mağazasının sahibi. Eşini İsrailden bulmuş ve kendi inanışları farklı olmasına rağmen İsrailde bir sinagogda haham tarafından evlendirilmiş. İlya Avramoğlu, çocukluk günlerini anlatırken, duygulanıyor ve şunları söylüyor: MUCİZE NASIL OLUR"O günler daha kalabalıktık. Hiç unutmuyorum. Babam bir gün beni Kenesada ayine getirmişti. İçeride onlarca insan vardı. Ama bugün o kadar az kişi kaldık ki Kenesanın kapısını aylarca açmıyoruz. Yok olmamak için bir mucize bekliyoruz. O mucize de Kırım ya da Litvanyadan 50-100 kadar Karay Türkü ailenin İstanbula gelmesiyle gerçekleşir. Eğer böyle bir şey olursa, belki soyumuzu devam ettirebiliriz." SON DÜĞÜN TÖRENİKenesada son düğün töreni 1999da yapılmış. Dr. Senya Yaf Karaim, akraba evliliği yapmamak için Kırımdan bir Karaimle Kenesada yapılan törenle evlenmiş. Karaim Vakfı Başkanı 74 yaşındaki Mihail Örme, kendilerini "büyük Türk ağacının bir dalı" olarak tanımlıyor. "Bir gün yok olup gidersek, Kenesamızın müze olarak değerlendirilmesini istiyoruz" diyor. MÜSLÜMANLA EVLİCemaatten 76 yaşındaki Selim Tanatarın eşi ise Müslüman. "Bir Müslümanla evlenmenizin cemaatiniz arasında bir rahatsızlık yarattı mı" sorusuna, "Hayır" diye yanıt verirken; İlya Avramoğlu "Sayımız belki daha fazla olsaydı, her şey farklı olabilirdi ama başka çaremiz yok" diye müdahale ediyor. Ayinlerini yönetecek din adamları bile kalmayan, ibadethanelerindeki çoğunlukla İbrani alfabesiyle yazılan atalarının bıraktığı yazıları bile okuyamayan Karay Türkleri, Türklerin Son Mohikanları gibi. Mucizelere inanır mısınız bilmiyorum ama onlar inanmak istiyor. İbadethaneleri yerin altında+KARAY Türkleri, Museviliğin bir kolu olan Karai inancına sahip. Bu mezhebin kurucusu MS 8inci yüzyılda Anan Ben David isimli Bağdatlı bir hahamdı. Anan Ben David, Bağdattaki diğer hahamların Tevratı tahrif ettikleri iddiasıyla, sadece Tevratı baz aldığını söylediği bir mezhep kurdu. Ancak şikáyet üzerine hapse atıldı. Cezaevindeki oda arkadaşı ünlü İslam düşünürü ve Hanefiliğin kurucusu İmamı Azam Ebu Hanifeydi. Mezhebinin kurallarını koyarken, ondan çok etkilendi. David hapisten çıkınca, Kudüste ilk "Kenesa"sını "Hazreti Davudun dediği gibi yerin altından gelen sesimi duy Ey Tanrım" ayeti nedeniyle yerin altına inşa etti. İstanbul Hasköy Kenesası dahil olmak üzere Karayların tüm ibadetleri yerin altındadır. Yahova değil Tengri diyorlarHahamları yok. Ancak "10 Emir"i hassas bir şekilde izliyorlar. Hz. İsa ve Hz. Muhammede peygamber olarak saygılı davranıyorlar.Diğer Yahudiler gibi tanrılarına Yahova değil, Türk soylu olduklarından dolayı "Tengri" diyorlar.Kadın-erkek ayrı ibadet ediyorlar. Diz çöküp ibadet ederler ve dizlerinin altına "kavuk" dedikleri küçük başlığı takıyorlar. Sabah ve akşam olmak üzere 2 kez dua ediyorlar. İbadetten önce el ve ayaklarını yıkıyorlar.Her yıl 21 Ağustosta kurban kesiyorlar.Gelirlerinin 10da birini fakirlere gizlice veriyorlar."Su içerek" tutulan, "su içilmeyip yemek yenmeyen" ve "7 gün mayalı ekmek yenmeyen" 3 farklı oruçları var.Doğan erkek çocuğu 8 gün içinde sünnet ediliyor. Karaylar, nasıl Musevi oldularMS 740da dinini yaymaya çalışan Karay din adamı İshak Ben Sanghari, Hazar imparatorunun üç büyük dinin temsilcilerini dinleyip putperestlikten çıkmak istediğini duyunca, Hazar Gölünün batı kıyılarındaki imparatorluğun başkenti İtile gider. Bulan Hanı Museviliği kabul etmesi konusunda ikna eder. Han ve efradı din olarak Museviliği seçer. Halkın büyük bölümü de bu inancı benimser. Bu kararda, hanın komşuları olan Bizansın etkisine girmemek için Hıristiyanlığı, Arap Emevilerin etkisine girmemek için de Müslümanlığı seçmeyerek, bir politika güttüğü de ileri sürülür. (Hürriyet) 2007-12-23
|